1 hafta süreyle sizlerin oylarına sunulan anketimiz Türkiye-Portekiz maçı öncesi kapandı..Okurlarımız Türkiye'nin gruptan çıkacağını düşünüyorlar.Portekiz maçından sonra hala Türkiye maç yapmamış gibi geliyor bana çünkü Portekiz'in karşınında bir rakip yoktu.O maça da uzun bir yazı yazılırdı da finaller nedeniyle de iyice gerilmişken kendimi tutamam diye korktum..
Umarım sonuç anketteki gibi olur..ne diyelim çıkmayan candan ümit kesilmez..
9 Haziran 2008 Pazartesi
İddaasal Faaliyet

Vöh be arkadaşım amma sallamışın,bu tutsun gelsin sonra benimkini tutsun adını verdiğim,kısaca yok artık lebron james diye de hitap ettiğim maçlarımla karşınızdayım...
ilk maçımız Romanya-Fransa:
Gün geçmiyorki bomba gibi bir karşılaşma ekranlarımıza gelmesin.Turnuvaya başlangıç yapan takımlar hep bir kaza olur mu korkusuyla çıkarlar.şu ana kadar bir kaza olmadığına göre vakit gelmedi mi sizce a dostlar...işte kazamız...prim almayı reddeden,şerefimizle oynayacağız diyen romanya fransadan bir puanı koparır.hatta ilk yarı:0 maç sonucu 0 ilaçtır,candır.ya tutarsadır,ben yazdım sizde yazındır.
ikinci maçımız İtalya-Hollanda:
vay anasını dedirtmiş,dudak uçuklatmış karşılaşma değil midir dostlar.peki italya'nın ilk yarı luca toni ile öne geçmesi,akabinde defansa çekileyim derken cannavaro'nun eksikliğini hissedip,schneider'in golüyle beraberliğe razı olması çok mu fantasik.değil canlar değil.bence tam olarak olacak bu.ilk yarı : 1 maç sonucu : 0
son maçım,en bankon,tontişim: Yunanistan-İsveç
o bir kere olur,büyüyü bozma söylemelerime katılmayan yunanistan isveçe boyun eğer.golü elmander atar.açık net! 2
ilk yarılı mı istedin gülüm 2/2.net.
6 Haziran 2008 Cuma
Tahmin Köşesi

Portekiz-Türkiye
Oranlarda ve zihinlerde maçın favorisi Portekiz.Bu maç için sonuç oynamak yerine alt-üst oyunundan üst tercihinin daha akıllıca olacağını düşünüyorum.Malum Portekiz'in hücüm hattı çok güçlü ve bizim defans bloğumuz da maalesef güven vermiyor.Ronaldo,Querasma,Deco,Nani gibi oyunculara sahip rakip karşısında maçı gol ya da goller yemeden bitirmemiz gerçekten zor gözüküyor.Rakibin defans bölgesi ne kadar iyi oyunculardan oluşsa da kalecileri Quim pek iyi bir kaleci değil.Ayrıca skoru her an değiştirebilecek Nihat gibi bir oyunucumuz var.Kısacası bu maçta iki takım da gol atmak için oynar ve bol gollü bir maç izleriz.
Tahmin: Üst
Avusturya-Hırvatistan
Hırvatistan'ın kadrosu çok kaliteli ve üst düzey futbol oynuyorlar.Avusturya ev sahibi ancak bu avantajlarının Hırvatistan'a işleyeceğini düşünmüyorum.Hırvatlar işi şansa bırakmayıp Almanlarla beraber gruptan çıkmak için bu maçı alacaklardır.
Tahmin: 2
Hollanda-İtalya
İtalya her turnuvada olduğu gibi Euro2008'de de kupanın en büyük adaylarından.Portakallar ise harika bir kadroya sahip olmalarına rağmen yıllardır istedikleri başarıları elde edemiyorlar.Ben bu turnuvada da tarihin tekerrür edeceğini ve Hollanda'nın pek ileri gidemeden eleneceğini düşünüyorum.İtalya defansında Cannavaro yok.Ancak 11 kişinin defans yaptığı takımda bu eksik de bir şekilde kapatılır.Bakalım Huntelaar yeteneklerini İtalya'ya karşı gösterebilecek mi? Ben iki takımın forvetlerinin de etkili olamayacağına ve maçın az gollü biteceğine inaniyorum.
Tahmin: Alt
5 Haziran 2008 Perşembe
Sonunda..
Herkesin "bak bu adam çok iyi ileride görürsün" dediği Porto'nun yıldızı Quaresma.Bi türlü İngiltere,İspanya,İtalya'ya gidememişti.Sanırım artık bu yaz onun için en uygun zaman.Porto şike iddialarıyla çalkalanırken,şampiyonlar liginden men edilmişken para dolu bir çanta bırakıp aradan sıvışır gibime geliyor..Nereye mi?Şöyle 1-2 haftaya olmazsa Fotomaç Fener'e getirir..Ama sonunda Inter'e gider.Bu arada Mourinho'nun Inter'in başına gelmesiyle tüm Chelsea'yi Inter'e topluyor yabancı basın.Lampard sözleşmeye yanaşmıyormuş.Essien'de yakınmış..Bu iki isimden biri de Milano yolcusu gibi..
2 Haziran 2008 Pazartesi
Yine,yeni,yeniden KLOSE

Kendisi için üstün Alman teknolojisi veyahutta Bayern'in afacan çocuğu denmedi şimdiye kadar.Ancak o sürekli üstüne koyarak yoluna devam ediyor.Kim mi bu isim...Durun heyecanlanmayın a canlar şimdi açıklıyorum: Miroslav Klose...
2002 Dünya Kupasında gol krallığında Ronaldo'nun ardından 2. olan miroslav,yarım kalan işini 2006 Dünya kupasında tamamladı.Hatta kendisine o zamanın parasıyla 5 milyon yatıran bana 25 milyon kazandırdı.Kendimizi Hulusi Kentmen filmlerinde hissetmemize gerek yok 25 ytl kazanmıştım,para mı lan o demeyin dostlar,iddaa tutturmanın keyfi ve güvendiğiniz forvetin sizi mahçup etmemesi paha biçilemez...
Evet açıklıyorum: euro 2008'inde en büyük gol kralı adayıdır gözümde.Her ne kadar iddaa yetkilileri united'ın afacan çocuğunu ve Fernando Torres'i favori görselerde.Densizliklerine verip sizi 8 misli kazanmaya çağırıyorum canlar.
Gruplara baktığımızda en cırt grubun Almanya'nın grubu olduğunu görüyoruz.hatta bir üst tura çıkması halinde bizim grupla eşleşmesi muhtemel.Bu şartlarda Klose gol olup yağmaz mı dostlar.Şahsi fikrim "akmasa da damlar" yönünde.Sonra ivan dediydi dersiniz...demezseniz canınız sağolsun,Klose gol kralı olmazsa onunda canı sağolsun.Çok sağoluuuunn!!!!
2002 Dünya Kupasında gol krallığında Ronaldo'nun ardından 2. olan miroslav,yarım kalan işini 2006 Dünya kupasında tamamladı.Hatta kendisine o zamanın parasıyla 5 milyon yatıran bana 25 milyon kazandırdı.Kendimizi Hulusi Kentmen filmlerinde hissetmemize gerek yok 25 ytl kazanmıştım,para mı lan o demeyin dostlar,iddaa tutturmanın keyfi ve güvendiğiniz forvetin sizi mahçup etmemesi paha biçilemez...
Evet açıklıyorum: euro 2008'inde en büyük gol kralı adayıdır gözümde.Her ne kadar iddaa yetkilileri united'ın afacan çocuğunu ve Fernando Torres'i favori görselerde.Densizliklerine verip sizi 8 misli kazanmaya çağırıyorum canlar.
Gruplara baktığımızda en cırt grubun Almanya'nın grubu olduğunu görüyoruz.hatta bir üst tura çıkması halinde bizim grupla eşleşmesi muhtemel.Bu şartlarda Klose gol olup yağmaz mı dostlar.Şahsi fikrim "akmasa da damlar" yönünde.Sonra ivan dediydi dersiniz...demezseniz canınız sağolsun,Klose gol kralı olmazsa onunda canı sağolsun.Çok sağoluuuunn!!!!
31 Mayıs 2008 Cumartesi
Umut Sarıkaya
30 Mayıs 2008 Cuma
Sadece Dedikodu mu?
Artık sağır sultan bile gelecek sezon Mourinho'nun Inter'in başına geçeceğini duydu.Neden bir resmi açıklama yapılmadı hala anlam verebilmiş değilim.Bu sıralar ise konuşulan Mourinho'nun Zlatan'ı kadroda istemediği.Hatta Mourinho'nun yanında Drogba ile geleceği söyleniyor.O kadarını bilemem ancak bazı iddialar da Barça'nın Eto'o Zlatan takası teklif edebileceği yönünde.Eto'o Barça'da kalmayacak gibi duruyor.Böyle bir takas olursa son dönemlerdeki en büyük takas olur heralde.Bir de Trezeguet Eto'o takası iddiaları var ki ona değinmek bile istemiyorum.Barça'nın öyle bi takas yapması için kulübü kapatıyor olması gerek..Bir de küçük Berlusconi'nin Ronaldinho'yu almak para israfından başka bir şey değildir açıklaması var ki insan nereden nereye diyor..
29 Mayıs 2008 Perşembe
Kral,Tahtı ve Bahtı

Belki hala Ercan Taner'in sesi "kral attı,elland road'da attı" kulaklarımızdadır.Belki de gözümüzün önündedir biraz zamanlama hatası nedeniyle havada asılı kalıp Bologna filelerine yolladığı gol...Ancak doğanın kanunu olarak vadesi dolan gider.Giden geleni aratır.Aramazsan arama...
Gençleştirme operasyonu,kutlu doğum demeci derken henüz gidip gitmeme mevzusu kafasında bile tam sonuca ulaşmayan kral,ki kimine göre sadece şabandır,belki de sarı kırmızılı formayı bir daha giymemek üzere asacak.Her ne kadar "kırgınım dostlarım,dargınım artık" dese de Hakan,yönetiminde "ölümü öp kral" demediği aşikar,hatta hafiften "hadi gülüm,hadi tontonum" dediği söylenenler arasında...
Bize düşen bu noktada Hakan Şükür'e teşekkür etmek.Öyle ya da böyle kapanan bir devir mevzu.Belki bu gidişle Galatasaray taraftarları göt ve baş nayesine top çarma suretiyle gol göremeyecek,ancak belki de karşı karşıya kalınan pozisyonlarda topu ağlarda görebilecek.bu soruların cevabı yıllar önce Hayrettin Demirbaş'ın şimdilerde Hakkı Bulut'un dediği gibi "Kısfmet"...
28 Mayıs 2008 Çarşamba
Sportif Başarıyı Paraya Dönüştürme Yolları
Galatasaray yıllarca- özellikle 2000 yılında- sportif başarılarını bir türlü paraya çeviremediğinden eleştirildi.Bu sene Galatasaray UEFA'nın aldığı kararla bu işi değişik bir yoldan da olsa birazcık başardı.UEFA , EURO 2008 de ülkelerinin milli takımında bulunan oyuncular için günlüğü 4000 eurodan bir ödeme yapma kararı aldı.Türkiye A Milli takımında 8 oyuncusuyla Galatasaray son açıklanan kadroda en fazla oyuncuya sahip takım.1 de İsveç'te Linderoth seçilmiş etti 9..Günlük 36.000 euro..hiç de fena değil
Mutu Münih'e mi?

Bayern Münih hepimizin bildiği üzere bu sene Avrupa'da istediğini bulamadı ve UEFA kupası yarı final ikinci karşılaşmasında ağır bir yenilgi alarak elendi.Önümüzdeki sene için Jurgen Klinsmann ile anlaştılar ve hedefleri Şampiyonlar Liginde olabildiğince ileri gitmek.Bu sebeple güçlü bir takım kurmak istiyorlar ve ilk hedefleri de Adrian Mutu.Fiorentina da şampiyonlar ligi ön elemesi oynayacak ve kadrolarını olabildiğince güçlü tutmak istiyorlar.Alberto Gilardino'yu da kadrolarına katarak bu isteklerini kanıtladılar.Ancak bu iki futbolcunun yüksek maliyeti onları Mutu'dan vazgeçmeye zorlayabilir..Şahsi görüşüm Mor Menekşeler'in Mutu'yu kadroda tutamayacağı yönünde.Bakalım Klinsmann istediğini alabilecek mi? Yoksa zaman beni haksız mı çıkaracak?..
Fransa Yolcuları

Euro 2008 başlamadan önce teknik direktörlerin sürprizleri devam ediyor.Fatih Terim'in şaşırtıcı kararından sonra bir şaşırtıcı açıklama da Raymond Domenech'ten geldi.Domenech bu sene Arsenal'de yıldızını parlatan ve mayısın başında Milanla sözleşme imzalayan Mathieu Flamini'yi ve Marsilya'nın golcü futbolcusu Djibril Cisse'yi kadro dışı bıraktı.Domenech daha önce de Lyon'un parlayan yıldızı Hatem Ben Arfa ve Roma'nın başarılı defans oyuncusu Philippe Mexes'i kadrodan çıkarmıştı.
A Milli Süpriz
Fatih Terim yapacağını yaptı açıkçası.Herkesi ters köşeyi yatırdı.Eğer bahis şirketleri "kim gider" diye bahis oynatsa Fatih Terim'in kendisi bile kazanamayabilirdi.Yıldıray Baştürk,Halil Altıntop ve İbrahim Kaş ayrılan isimler oldu.Fatih Terim'in bi Almancı takıntısı olduğunu düşünüyorum.Yıllardır milli takımda şans vermiyor bazı kişilere.Malik Fathi'yi de Arap sanıp milli takıma almamıştı..Neyse şimdi o değil de Yıldıray Tümer'den , Halil Semih'den veya Mevlüt'ten kötü oyuncular mı?Bir de Kazım Kazım var ki evlere şenlik.Chelsea maçında oynadı 2008 yazı için için tur kazandı.Sonra bu formayı emek harcayan,hak eden alıyor diyince komik oluyor.Açıkça konuşsun herkes işte ne olacak ki: bu formayı Fatih Terim'in egosu kimi gösterirse o alıyor..
Oynanmamış Finalle Kazanılan Kupa

İnternette galatasaray.org da dolaşırken dur dedim bi kazanılan kupalara bakayım.Sırayla incelerken 1964 yılında Altay ile oynanan finalde "hükmen" ibaresini görünce şaşırdım.Daha önce Türkiye'de bir takımın final maçına çıkmadığını duymamıştım açıkçası.Altaylı arkadaşım prince'e de dedim ne iş biliyor musun?Yok dedi..
Sonradan bu konu benim aklıma takıldı internetten kısa bir araştırma yaptım.turkish-soccer.com adresinde sonunda ulaşabildim bu maça.İlk maç 21/06/1964 tarihinde İzmir Alsancak Stadyumu'nda oynanmış ve 0-0 sonuçlanmış.İkinci maçın tarihi 28/06/1964 aynı zamanda Dünya Ordu Şampiyonasına denk geliyormuş ve Galatasaray'dan Ayhan Elmastaşoğlu, Uğur Köken, ve Talat Özkarslı bu maçta görevliymiş.Galatasaray maçın ertelenmesi talebinde bulunmuş Altay karşı çıkmış.Federasyon maçı 1 gün sonraya alınınca Altay bu maça çıkmamış ve Galatasaray 3-0 hükmen galip sayılmış..
Demek ki insanlar 44 yıl önce dedikleri gibiymiş..blöf diye bir kavram yokmuş..paf takımı ile çıkarız diyip sonra sponsorlardan korkmamış..Galatasaray tarafından ise anlamadığım 2 nokta var.Birincisi 1 gün erteleme tüm sorunları çözdü de mi kabul etti?2. si de bu kupayı nasıl sindirmişiz bu kadar rahat..Oynanmamış finalle gelen kupa da böyle oluyor demek ki..
Sanırım Almanya'da yapılmıştı böyle bir şey..Yıllar önce oynanması gereken maç tekrar oynanıp şampiyon belirlenmişti..keşke şöyle bir maç yapsak da belki 44 yıl öncenin rüzgarı 2008 in "modern,çağdaş,endüstriyel" futbolunu birazcık yontar..
Camp Nou

Sıcak bir Barcelona akşamında Las Ramblas'tan metroya bindiğimizde bir futbolsever olarak heyecanlıydım.Metrodan çıkıp 10 dakikalık bir yürüyüş yaptıktan sonra Avrupa'nın en büyük futbol mabedini karşımızda bulmuştuk.İlk aklımdan geçen düşünce Santiago Barnebau kadar çekiçi olmadığıydı.Türkiye'den bir stadla karşılaştırmak gerekirse kesinlikle İzmir Atatürk Stadının daha büyük ve daha yükseğine karşılık gelen bir mimarisi vardı.Çevresinde uzun bir tur attıktan sonra bilet gişelerini bulduk ve sıraya girdik.
İlk şoku biletleri alırken yaşadık.Gişedeki görevli yaklaşık 7000 kişilik tribünde 3 adet yanyana boş koltuğun olmadığını söylemişti.Mecburen ayrı yerlerden bilet alarak biletlerimizde yazan kapıya doğru ilerlerken aklımda 5000 kişilik tribünde 3 adet yanyana dolu koltuğun olmadığı Altay maçları vardı.Herhangi bir aramadan geçmeden stada girdik ve koltuklarımıza yerleştik.Türkiye'de maçın başlamasından yaklaşık 1 saat önce oyuncular ısınmak için sahaya gelmelerine rağmen Barcelona bu süreyi 25 dakika ile kısıtlı tuttu.Ronaldinho ise sahaya ısınmak için değil, ayaklı reklam tabelası olmak için çıkmış gibiydi.Takımdan ayrı olarak birkaç kere top sektirdi, seyircilere birkaç hareket gösterdi ve içeri gitti.
Maçın başlamasına 5 dakika kala 'el fantastico' çıkış tünelinde gözüktü.Cant del Barca'nın başlamasıyla beraber staddaki atmosfer doruk noktaya ulaşmıştı.Maça babasıyla beraber gelen 10 yaşındaki bir kız çocuğu da marşı ezberden söyleyip bitince de çılgınca alkışlayarak bizi şaşırtmıştı.
Fakat maçın başlamasıyla beraber staddaki heyecan da söndü.Barcelona'nın ilk golüne kadar tek duyduğumuz ses arkamızdaki amcanın tüm dünyanın tanıdığı futbolcuları arkadaşına tekrar tanıtırken yaptığı keyifli konuşmaydı.Ronaldinho hakemin verdiği uyduruk bir serbest vuruşu kalecinin kapadığı köşeden ağlara gönderdiği zaman seyirciler sadece alkışlamakla yetindiler.Çünkü onlar taraftardan ziyade seyirciliği benimsemişlerdi.Verdikleri yüksek bilet ücreti karşılığında göze hoş gelen atak futbolu izlemek istiyorlardı.Takımı desteklemek ya da oyuncuları motive etmek gibi bir amaçları yoktu.
Sahada ise zevksiz bir mücadele sürüp gidiyordu.Yalnızca Messi ve Abidal maça hareket getirmeye çalışıyor, fakat çabaları yetersiz kalıyordu.Maç böyle sürüp giderken Henry'nin kaleciye faul yaptığı pozisyonda hakem penaltı noktasını gösteriyor, Ronaldinho takımı adına ikinci golü kaydediyordu.İkinci yarıda Valdes'in inanılmaz hatasından yenilen gol Katalanlar'ın siniri bozuyor, Barcelona'nın orta sahanın gerisine attığı her pas yuhlamalara sebep oluyordu.Maçın sonlarına doğru Yaya Toure'nin 25 metreden attığı ve kaleyi yerinden oynatan şut direğe çarpıp çizgiden sekiyor fakat hakem orta yuvarlığı gösteriyordu.
Bu golle rahatlayan Katalanlar maçın bitmesine 15 dakika kala stadı terketmeye başladılar.Maçın bitmesine 5 dakika kala stadda sadece bizim gibi turistler kalmıştı.
Son düdükle beraber yerimizden kalkarken ağzımızda el fantastico ve Camp Nou'un tadı, aklımızda Estadio Santiego Barnebau'da maç izleme hayali vardı...
İlk şoku biletleri alırken yaşadık.Gişedeki görevli yaklaşık 7000 kişilik tribünde 3 adet yanyana boş koltuğun olmadığını söylemişti.Mecburen ayrı yerlerden bilet alarak biletlerimizde yazan kapıya doğru ilerlerken aklımda 5000 kişilik tribünde 3 adet yanyana dolu koltuğun olmadığı Altay maçları vardı.Herhangi bir aramadan geçmeden stada girdik ve koltuklarımıza yerleştik.Türkiye'de maçın başlamasından yaklaşık 1 saat önce oyuncular ısınmak için sahaya gelmelerine rağmen Barcelona bu süreyi 25 dakika ile kısıtlı tuttu.Ronaldinho ise sahaya ısınmak için değil, ayaklı reklam tabelası olmak için çıkmış gibiydi.Takımdan ayrı olarak birkaç kere top sektirdi, seyircilere birkaç hareket gösterdi ve içeri gitti.
Maçın başlamasına 5 dakika kala 'el fantastico' çıkış tünelinde gözüktü.Cant del Barca'nın başlamasıyla beraber staddaki atmosfer doruk noktaya ulaşmıştı.Maça babasıyla beraber gelen 10 yaşındaki bir kız çocuğu da marşı ezberden söyleyip bitince de çılgınca alkışlayarak bizi şaşırtmıştı.
Fakat maçın başlamasıyla beraber staddaki heyecan da söndü.Barcelona'nın ilk golüne kadar tek duyduğumuz ses arkamızdaki amcanın tüm dünyanın tanıdığı futbolcuları arkadaşına tekrar tanıtırken yaptığı keyifli konuşmaydı.Ronaldinho hakemin verdiği uyduruk bir serbest vuruşu kalecinin kapadığı köşeden ağlara gönderdiği zaman seyirciler sadece alkışlamakla yetindiler.Çünkü onlar taraftardan ziyade seyirciliği benimsemişlerdi.Verdikleri yüksek bilet ücreti karşılığında göze hoş gelen atak futbolu izlemek istiyorlardı.Takımı desteklemek ya da oyuncuları motive etmek gibi bir amaçları yoktu.
Sahada ise zevksiz bir mücadele sürüp gidiyordu.Yalnızca Messi ve Abidal maça hareket getirmeye çalışıyor, fakat çabaları yetersiz kalıyordu.Maç böyle sürüp giderken Henry'nin kaleciye faul yaptığı pozisyonda hakem penaltı noktasını gösteriyor, Ronaldinho takımı adına ikinci golü kaydediyordu.İkinci yarıda Valdes'in inanılmaz hatasından yenilen gol Katalanlar'ın siniri bozuyor, Barcelona'nın orta sahanın gerisine attığı her pas yuhlamalara sebep oluyordu.Maçın sonlarına doğru Yaya Toure'nin 25 metreden attığı ve kaleyi yerinden oynatan şut direğe çarpıp çizgiden sekiyor fakat hakem orta yuvarlığı gösteriyordu.
Bu golle rahatlayan Katalanlar maçın bitmesine 15 dakika kala stadı terketmeye başladılar.Maçın bitmesine 5 dakika kala stadda sadece bizim gibi turistler kalmıştı.
Son düdükle beraber yerimizden kalkarken ağzımızda el fantastico ve Camp Nou'un tadı, aklımızda Estadio Santiego Barnebau'da maç izleme hayali vardı...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)